30/4/2008 -
Hâlâ âşık bir kadınım.
Hayretle izliyorum, umutsuzluğun aşkımı kemirmesine rağmen bitirememesini.
Bitsin artık !...
İkisinden biri bitsin artık.
Kimi kandırıyorum ?
Yüzümü güldüren mesajlarını, avucumda telefonla beklerken uyuyakaldığım günler çok geride…
Ve ben, kaybettiklerimle elimde kalanlar arasında bir bölünmüşlükte öyle gelgitler yaşıyorum ki;
En güzel şeyler bile beni ağlatmaya yetiyor.
Bazen… Sevgisi kalbimden çıkmış gitmiş gibi hissediyorum.
Ama ne kokusu, ne de sesi beni bırakmıyor.
Güçlü kahkahalarını duyar gibi oluyorum kalabalıklarda,
Dönüp bakamıyorum arkama.
Bir gün çıkıverse yine karşıma,
Tıpkı o ilk gün gibi ansızın…
Benim gözlerim, onun güzel dudakları gülümsese yine…
Açıklaması, başlığından daha kısa durumlarım var benim.
Tarif etmekten korktuğum pişmanlıklarım çöreklenince içime, O’na öfke duyuşum : Çaresizliğim.
Artık hayatında olmamama rağmen, onu hâlâ içimde tutuşum : Başka aşk yok.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/11/2007 - Bir hikayenin son yarısı
Bir masalın anlatılmayan kısmı gibi her şey… Ne gerçek, ne hayal…
Gitmek istiyorum o yere, gözlerimi kapatıyorum.
Başka bir şehirde, evimin verandasında oturuyorum.
Yağmur yağıyor.
Üzerimde hiç kullanmadığın, en sevdiğin şalın duruyor.
Kokun, toprak kokusu ile karışıyor.
Her şeye senin varlığını katıyorum tek tek…
Hiç başını koymadığın yastığın, yatağın diğer tarafında,
Hiç oturmadığın koltuğun salonda,
Hiç girmediğin mutfağında çay demleniyor şu anda.
Senin anlamınla kurulmuş bir hayal dünyası, yokluğunda anlamsızlaşıyor.
Sensiz, anlamsız, soğuk ve mat renklere bürünmüş bir sahnede,
Verandada oturuyorum; yağmur şiddetle yağıyor.
Karşımdaki boş koltuktan kucağıma uzattığın ayaklarının yokluğu dizlerimi üşütüyor.
Bir diyalog geliyor aklıma :
- Gözümün önünde hep aynı hayali görüntü var… Basit ama güzel bir şey.
Güneşin ilk ışıklarının aydınlattığı bir oda, beyaz çarşaflar içinde bir yatak
ve o yatakta bembeyaz kıyafetleriyle birbirlerine sarılmış uyuyan bir çift.
Aşk var bu sahnede… Huzur var, tertemiz insanların tertemiz sevgileri var.
Ben bunu hak etmek istiyorum. Sadece bunu…
Kirlenmek, saçma sapan şeyler yaşamak acı veriyor bana.
Çok korkuyorum, çok üzülüyorum, gerçekten… Bunu kaybetmek istemiyorum.
- Anlıyorum kardeşim… Haklısın. Dediğin gibi basit ama çok güzel bir şey.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/9/2007 - Eylül
Kim bilir kaç defa istemişimdir geçmişe dönmeyi ?...
Özellikle de bu Eylül zamanlarında…
Bir hesaplaşmadır Eylül,
Bazı şeylerin sonu olsa da, başlangıçtır da bir şeylere.
Bir şeylerin çok öncesine geri dönmek,
Yeniden ve başka şekilde yaşamak için çırpınır yüreğim.
Olumsuz aşkın yumuşak karnıdır Eylül.
Durgun, kırılgan ve solgun yaprak olmuş anıları ezer, un ufak edersin de,
Yüreğin hâlâ hızlı atmaya başlar hatırına gelenlerle.
Sanki yine bir sevgi kırıntısı bulacakmış gibi ürperirsin boşlukta.
Kollarını kendine sarmış halde bulursun kendini.
Bardağında kalan kahven soğumuştur, içmezsin.
İçin çok üşüyordur çünkü.
Gözünden tek bir damla düşer belki,
Yarısı timsahın, yarısı Anka kuşunun gözyaşıdır.
Bırakıyorum bedenimi ve ruhumu,
Yorgun doğanın ölmeye hazırlanan ellerine.
Onun gibi, ben de yeniden doğmayı umuyorum bir başka baharda.
Dediğim gibi… Bırakıyorum kendimi.
Kulak memesinden biraz daha yumuşak bu kıvamda olmayı seviyorum.
İstiyorum ki, yoğrulayım ve yeniden yeni bir biçim alayım.
Bu sefer daha güzel olayım, daha sevindirici…
En sevdiğim çiçek, en sevdiğim renk, en sevdiğim şarkı olmadı hiç.
Sevdiğim kadarıyla yetinemedim asla.
Sevgime bir sınır çizemedim.
Kalbimi aydınlatan sevgiler, içerideki bakir karanlıkları tüketemediler.
Durağan, külçe gibi bir aşk değil bu içimdeki…
Ben onun kabı değilim, o benim tohumum.
Onunla büyüyorum.
Ben onun sebebi değilim, o beni var etti.
Onunla gelişiyor varlığım.
“Seni seviyorum” eyleminin dinamizmi gibi sönük olmayan,
“Sana âşık oldum” gibi geçmiş zamana çakılı kalmamış,
Bambaşka bir şey…
Sana âşık oluyorum,
Sana hep âşık oluyorum.
Ve galiba çağlayan gibi akan, ardı arkası kesilmeyen,
Bir türlü bitmeyen bir süreç bu...
Belki zamanı bile yenecek.
Bırakma beni Eylül,
Bu sessiz kalabalıktan kurtar ruhumu,
Söz verdiğim gibi, gideceğim o ağacın altına,
Yere dökülen yapraklarını izleyeceğim.
Ne olur sen de sözünü tut,
Gelsin yanıma kuru yaprakları ezerek,
Sahibim olsun.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2007 - Yol

Herşeyin bir bedeli var, ya da ödenen bedeller bir gün bir lütuf olarak geri döner.
Hayat sana acı verdi, hayal kırıklıkları yaşadın ve dedin ki : “Ben bunları haketmedim!”.
Daha iyisine layık olduğunu düşündün, üzüldün.
Ve bir gün, hakettiğini sandığın, hatta daha fazlası, karşına çıkartıldı.
Ancak sen onun kıymetini bilemedin, yanlış şeylere saptın, meselenin özüne nüfus edemedin.
Ve kendi elinin tersi ile ittin sana verileni.
Mevcut olandan çevirdin de yüzünü,
Başka isteklere, zahmetsizliğe ve tatminsizliğe ve hatta nankörlüğe döndün.
Sana uzatılan kıymetlileri tutmak için elindeki paçavraları bırakmak zor geldi.
Hala anlamadın mı, neyi hakettiğini ?
Şimdi anlamadın mı, yaşadıklarının anlamını ?
Haketmen gerekeni hissettin ama hakettiğin başka senin…
Ne olacak bundan sonra ?
ya da…
“Ben bunları hakederim.” dedin.
Kendi sözlüğünü hazırladın; orada her güzel şeyin “sence” anlamı vardı.
Bir hedefti bu; bazen bir amaç, bazen de ütopya gibi renklendi.
“Ben bunun için çaba gösteriyorum!” dedin.
Bazen mağrur oldun fazlaca, ayıpladın senin düşmediğin yerde düşenleri.
Senin maruz kalmadığın sınavlarda dökülenleri…
Ama her yaşadığın bir ders oldu,
Bir tokat gibi patladı yüzünde acizlik gerçeği.
Hikmetin sende olmadığını anlattılar sana hakikatler.
Anlamadın!
Anlayana kadar güller bitecek yüzünde, ta ki güller gönlünde tomurcuk olana kadar…
Ve sana öyle bir şey verildi ki; söylediklerinle değil artık, yaşadıklarınla tasdik edecektin doğrularını ve yanlışlarını.
Sana “Yürü!” denildi, isteğine giden yolda…
Ve ulaş bakalım, yoldan çıkmadan.
Kimin ayakları götürecek seni, kimin aklı kılavuz olacak sana ?
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2007 - Bir geceleyin

Bir geceleyin, yağmur yağıyor pencereme,
Bir geleceğin heyecanı yok içimde.
Kâbuslar gece görülür ama en çok da gündüz yaşanır; biliyorum.
İstiyorum, zorluyorum, ama söyleyemiyorum.
Kuşlar, gerçekten özgür müdür?
Yoksa kanatsız uçabilmek midir özgürlük?
Onu söyleyebilmek mi; ya da söyleyemediğini itiraf edebilmek mi?
Ben özgür değilim, biliyorum.
İstiyorum, zorluyorum...
Ama "seni seviyorum" diyemiyorum.
Haziran 2001
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/8/2007 - Ben bir Deniz Feneri

Gözlerimden deniz doğar,
Sözlerimden isyan.
Bir fırtına kopar aniden,
Gecenin gözleri dikilir güvertene.
Hava mavi siyahtır.
Korkmuş ve ıslak yüzünü,
Yıldırımlar aydınlatır.
Sen ki;
Gemisini, farelere bırakan bir kaptan gibi!...
Bense,
Asla göremeyeceğin bir deniz feneri.
Aşk sudur ve su gibi hayat.
Yağmur ve dalgalarla gelir sonun.
Ölümün su olur, su ölümün.
Mart - 2002
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/7/2007 - Rüya
Geceleri ağlardı…
Dizlerini karnına çekerek bastırırdı yalnızlığını.
Acılar düğüm düğüm takılırdı boğazına,
Boğuk hıçkırıklarla atardı her birini… Ardı arkası kesilmezdi.
Sabahları daha fazla makyaj yapmaya başlamıştı.
Gözlerine çektiği umutlar, dudağındaki gülücük, yanaklarındaki al al yaşama isteği…
Hiçbiri yetmiyordu kaybedişini saklamaya.
Küçük bir özlem, akıtıyordu hepsini yüzünden.
Sabahlar değil, akşamlar başlangıçtı ona.
Kendisi ile baş başa kalırdı.
Oturdu sahil parkındaki banka, gözlerini bilinmeyene dikti.
Bir sıcaklık hissetti yanında.
Bir koku, tanıdık.
Gözlerini kapadı.
Eline değdi, hayali bir el.
Rüzgar fısıldadı :
“Seni bekledim hep. Ben… daha fazla gelemiyorum sana. Ulaşamıyorum.
Ruhumu açtım, bekliyorum.”
Sonra geçti gitti rüzgâr.
Siyah bulutlardan bir damla düştü yanağına.
Sonra bir damla daha…
Bir damla daha !
Uyandı…
Kocaman iki kol sarılıydı bütün bedenine.
Sıcacıktı sırtı.
Kendisini kuşatan sevginin içinde döndü, sokuldu boynuna.
Tekrar uykuya daldı…
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/7/2007 - Sebebi YOK !

Çok durgunum artık.
Eskisinden daha fazla…
Önceden daha aklı başında biriydim,
Yaptığım herşeyde geçerli bir neden olurdu.
Sağlam sebeplerle yürürdüm eylemlere.
Biri “neden ?” diye soracak olursa, ardı ardına sıralardım hepsini.
Öylesine yaşamak anlamsızdı çünkü.
Ne eksik olmalıydı, ne de fazla…
Şimdi anlıyorum ki; nedenlerin olmasının da büyük bir “NEDEN”i varmış,
İçimde bir yerlerde duran…
Deniz feneri gibi ışık saçarmış hayatıma.
Yol gösterirmiş, kendimi kaybedişlerimde.
Bir BEN yolunu ararken karanlık sularda,
Bir BEN de o deniz fenerinde yalnız kalmış…
Bana benden başka kimse yoldaş olmamış.
Belki de tam burada kaybetmişim o “NEDEN”i.
Yahut hiç bulamamışım zaten…
Aramakla bulunmaz derdi biri,
Görmek gerek, gözlerini varolanın ötesindeki GERÇEĞE açarak !
Gözlerim uzaklara bakıyor artık…
Beklentilerden bile uzağa...
Sebebi yok hiçbir şeyin.
Boşvermişliğimin sebebi yok,
Umutsuzluğumun, sevincimin, düşüncesizliğimin,
Sevmemin, sevilmememin, utancımın,
Ölümün bile sebebi yok.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/7/2007 - Ellerimden kayıp gittin

Ellerimden kayıp gittin çoktan…
Yüreğime tutundun.
Saplanan tırnaklarından süzülen kanım, kollarından geçip şah damarına akıyor;
Karışıyor yüreğin yüreğimle…
Tutun tekrar ellerime,
Aç gözlerini.
İradenle sev beni.
Kazalar kadere dahil değildir,
Dönüştür huzurlu bir bahçeye, hayalleri yutan nehrini.
Hep tuttuğun nefesini bırak da,
Sevilmenin soluğunu çek ciğerlerine.
Tutun tekrar ellerime…
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/7/2007 - Birbirimizi kaybediyoruz

Birbirimizi kaybediyoruz…
Yanlış yerlerde arayıp duruyoruz.
Yüzümüz değil sırtımız dönük hep…
Göremiyoruz, bulamıyoruz,
Sesimizi duysak bile duygularımızı alamıyoruz.
Tutarken ellerimizi, okşarken gözlerimizi,
Farklı dünyalarda geziniyoruz ayrı ayrı…
Yakınlaştıkça uzak oluyoruz.
Kaç zaman aradık birbirimizi, daha tanımadan önce ?
Kaç zaman sensiz/bensiz olmak yalnızlıktı ?
Hayallerdeki yüzler tanımsız, duygular tecrübesizdi ?
Ne biriktirdik birbirimiz için ?
Neleri kaybettik ?
Neleri kazandık ?
Kazanacak mıyız birbirimizi ?
Yoksa kaybedecek miyiz asıl olanı ?
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
"deja vu'nun bir de tersi vardır.
buna jamais vu denir.
sürekli aynı insanlarla karşılaşıp aynı yerlere gidersiniz,
ama her seferinde ilk kez olmuş gibi hissedersiniz.
herkes her zaman yabancıdır.
hiçbir şey tanıdık gelmez."
Şu an ilk nefesinizi alıyorsunuz,
İlk defa görüyor, duyuyor ve hissediyorsunuz.
İlk sözcükleriniz dökülecek şimdi ağzınızdan.
İlk düşünceler belirecek.
Nasıl başlayacağınıza siz karar verin...
---------------------------------------
Kategoriler
Arkadaşlarım
kaybolusculuk yagmurlagelen sokakedebiyatinet
|